Vasat Ümmet

Vasat Ümmet; ‘Orta, merkez, her tarafı denk, mutedil, ılımlı ve hayırlı bir ümmet.’ (Elmalılı Hamdi Yazır)

Vasat Ümmet; ‘Adil manasına olduğu cihetle, ümmeti vasat demek, ümmeti adil demektir. Ümmeti Muhammed’in icma-i edillei şer’iyyesindendir.’ (Hülasat ‘ül-Beyan)

Vasat; ‘Orta, ifrat ve tefritten âzâde, mutedil, hayırlı, âdil demektir.’ (Hasan Basri Çan-tay)

Allah Teâlâ, bu ümmeti en seçkin ümmet yapınca ona şeriatlerin en mükemmelini vermiştir. (Hac 78) (İbni Kesir)

Vasat Ümmet; ‘Ne sırf maddeye dalar, ne de tamamen ahirete gömülür. Cesede bürünmüş bir ruh veya ruha sarılmış bir ceset gibi olur. Ferdi cemiyete yardımcı kılar, cemiye-t de ferdi himaye eder, vazife ve mükellefiyetler takrir eder.’ (Fizilal’il-Kur’an)

Yukarıda da görüldüğü üzere ‘vasat’ kelimesi pek çok manaya delalet etmektedir. Cenâb-ı Hakk zül-Celâl Hazretleri, ‘Böylelikle sizi insanlara şahit ve örnek olmanız için, vasat bir ümmet kıldık.’ (Bakara 143) ayet-i kerimesinde bizler için ‘vasat ümmet’ tabirini kullanmıştır. Tercümet’üs-Sıhah’da vasat; ‘herşeyi layık olduğu üzere kılmak’ olarak vasıflandırmaktadır. Adalet ancak tezkiye ile ortaya çıkmaktadır. Tezkiye ise ilimdir, ameldir, salâhdır ve vakardır.

Vasat’ın ‘adalet’le tefsir edilmesi, ifrat ve tefridi ortadan kaldırdığı içindir. Kelam ve akaid ilminde teklif-i mâlâ yutlak (Güç yetirilemeyecek emir ve nehiy) kaidesince orta yolu benimseyen Kadı İyaz’ın Şifâ adlı kitabında bu durum belirtilmiştir. İslam dini diğer dinlerin en hayırlısıdır ve Allah (c.c) onlardan ağır yükleri, zor teklifleri kaldırmıştır. Bu ağır yükler, İsrailoğullarının kendisiyle mükellef oldukları şeylerdir. Bunlar tevbe yerine nefsin boğazlanması, necasât yerinin kesilmesi, bir günde elli namazın kılınması ve ma’siyet esnasında helâlin haram kılınması gibi şeylerdir. Cenâb-ı Allah, A’raf Suresi 157. ayet-i kerimesinde, ‘Onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir.’ buyurmaktadır. Yine Peygamberimiz (s.a.v), ‘Mahzâ, hak ve adâlet olan kolay dinle gönderildim.’ (Berika) buyurmuşlardır.

Cenâb-ı Allah Maide Suresi 72. ayetinde, ‘Ey kitap ehli, haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın!’ şeklinde buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v) ise, ‘Dinde aşırılıktan sakının! Sizden öncekiler sırf dindeki aşırılıkları sebebiyle helâk olmuşlardır.’, ‘Aşırılık yapan taşkınlar helâk olmuşlardır.’, ‘Şüphesiz ki din kolaylık dinidir. Bu din, kendini zora koşan kimseye mutlaka galebe çalacaktır. (Ve bunun sonunda tümden amelden kesilecektir.) Öyle olunca orta bir yol tutunuz. Eğer en iyiyi yapamıyorsanız, ona yaklaşın. (Az da olsa devamlı amel ve ibadetten dolayı) Sevinin, sabah akşam ve gecenin bir kısmında (ibadete yardımcı olması için) Allah’tan yardım isteyin.’, ‘Sizler, doğru yolu tutun, ifrata düşmeyin, gündüzün ilk ve son saatlerinde yürüyün. Gecenin sonundan da bir miktar faydalanın sizler her hal ve durumda itidali elden bırakmayın. Orta yolu tutun ki maksadınıza eresiniz.’ şeklinde pek çok hadisinde bu konuya yer vermiştir.

Herhangi bir şeyin ilk icadına *’fâtır’, ortaya çıkış biçimine, taşıdığı özellikleriyle birlikte görünüşüne ‘fıtrat, yaratılmışın fıtrat üzere dayandığı öz niteliklerine de ‘tabiat’ denilir. İslam hiç şüphesiz fıtrat dinidir. İnsan, iradesini dilediği yönden kullanmakla ya âsî olur, ya da mûtî olur. İnsanın fıtrata zıt davranışları asiliktendir. Allah (c.c)’ın fıtratı, insanla birlikte tüm kainata da hâkimdir. Rabbimiz insanı eşitlik anlamına gelen müsâvât bir ölçü içerisinde yaratmıştır. Cenâb-ı Hakk, insanı kendi ruhundan üfleyerek vücûda getirmiştir. (İnfitar, 7-8)

Cenâb-ı Allah, kâinâtın tümünü bir denge üzerinde yaratmıştır. Kainatın düzeni mizan, kısd ve adi, şeklinde üç kavramla ifade edilir.

Adaletin ölçüsü olan şeriat’a da mizan denir. Kâinattaki genel denge kanununu ifade eder. İnsanın dünya hayatındaki davranışları bir mizana göre değerlendirilmektedir ve bu davranışlar ahirette tartıya girecektir. (Kâria, 6-11)

Allah (c.c), insanı nasıl adi üzere (bütün organları, eli, ayağı düzgün) yaratmışsa, insanın da adi üzere davranmasını ister. (Nahl, 90)

Muksid ise, her haklıya hakkını vermek anlamına gelmektedir ve övülmüştür. (Maide 2, Erı’am 152, Yunus 4, Enbiya 47, Hadid 25)

İslam toplum yapısının temelinde kitap ve mizan vardır. İnsanlar, kitaba uyar ve mizan çerçevesinde davranırsa ‘kısd’ yapmış olurlar. İnsan başıboş değildir (Kıyame 36) ve her şeyin yaratılışında bir ölçü vardır. (Talak 3, Râd 8)

Bu meyanda pek çok ayet-i kerime zikredilebilir.

‘Şüphesiz Biz herşeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.’ (Kamer 49, A’la 1-3, Taba 50, Kıyame 36, Rûm 30)

İnsanın yaratılışı İslam fıtratı üzerinedir. Nitekim hadisi şeriflerde, ‘Şüphesiz ben kullarımı muvahhidler olarak yaratmışımdır. Sonra şeytanlar onları dinlerinden saptırmıştır.’, ‘Allah Teâlâ, yarattıklarını İslam üzere yaratmıştır. Allah’ın dininde değişme yoktur. Din ve fıtrat İslam’dır.’, ‘Doğan hiç çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmasın. Ana babası sonradan onu yahudileştirir ve hristiyanlaştırır veyahut putperestleştirir. Nasıl ki bir hayvan doğurduğunda organları tamam olarak doğurur. Sen onların burun, kulak veya herhangi bir uzuv eksikliğini hisseder misin? Öyle ise sen yönünü muvahhid olarak dine, Allah’ın fıtratına çevir ki Allah insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yarattığında değişme yoktur. İşte doğru din budur.’ buyurulmuştur.

Rabbimiz, göğü yükseltmiş, mizanı koymuştur. Mizandan maksat adâlettir. İnsanlığın doğru hareket etmesi için kitap ve ölçü indirilmiş (Hadid 25), her şeyin hak ve adalet üzere olması için yaratılış eksiksiz yapılmıştır. Nitekim Cenâb-ı Allah, ‘Akraba dahi olsa adaletli davranınız.’ (Maide 8, Nisa 135) buyurmaktadır.

Bir başka hadis-i şerifte Allah Rasûlü’nün mübarek elleriyle, yere bir çizgi çizerek, ‘İşte Allah’ın dosdoğru yolu budur. Bu çizginin sağındaki ve solundaki yollar üzerinde bir şeytan bulunup da ona çağırmayan hiçbirisi yoktur.’ buyurmuşlardır.

Cenâb-ı Hakk zül-Celâl, hepimizi vasat ümmetine dahil olabilen bahtiyar kullarından eylesin.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah (c.c)’a…

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)

Daha Göster Alemdar

Tavsiye Kitap Listesi

Yediulya3 Ocak 2018

Sünnet-i Seniyye’nin Hayâtımızdaki Yeri ve Önemi

Yediulya25 Aralık 2017

.

Yediulya17 Aralık 2017

Mevlid Kandili

Yediulya14 Kasım 2017

Hayata İslâmî Dokunuş

Yediulya30 Ekim 2017

Müslümanın Bedeli

Yediulya27 Eylül 2017

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya