Servet Yalçın

İslâmî İlimler

Allâhımız yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’i bize bir rehber olarak göndermiştir. O, dünyâ hayâtında bize kılavuzluk yapmak, yön göstermek için gönderilen hayat kitabıdır. Hayatımızı Kur’ân’ın çizdiği eksende yoğurmak, şekillendirmek ve onun çizdiği istikamette yürümek bize gâye olarak emredilmiştir. İtikâdımız, ibâdetimiz, muamelatımız, ahlâkımız, duruşumuz, görüşümüz, bakışımız, düşüncemiz, kısaca hayatımızın her işi, oluşu, eylemi “Kur’ân merkezli ve Kur’ân referanslı” olmalıdır. İçinde yaşadığımız dünya ile münâsebetimiz yine Kur’ânî ölçüler içerisinde olmalıdır. Kur’ân’ın bakış açısıyla dünyâya bakıp münâsebet kurmayanlar şu tehlikelerle karşı karşıya kalabilirler.

a- Ya tamâmen dünyâyı terk ederek sadece âhiret için çalışırlar. Hâlbuki Kur’ân âhirete hazırlanmak için çalışmayı emrederken dünyâdaki nasibimizi de unutmamamızı bize emretmektedir.
b- Ya da âhireti unutarak tamâmen dünyâ için çalışırlar. Bu da dünyevîleşenlerin görüşüdür. Dünyâ onlar için her şeydir. Dünyâ için her şey yaparlar. Zulmederler, sömürürler, bozgunculuk yaparlar, yakarlar, yıkarlar. Sâdece kendi rahatlarını ve menfaatlerini düşünürler. Dünyanın başına belâ olan kapitalizm, sosyalizm ve sekülerizm gibi gayri Kur’ânî bakış açıları bunlardan sadece bâzılarıdır.
Bu iki bakış açısı da Kur’ân tarafından reddedilmektedir. Kur’ân dünyâya aşağıdaki açılardan bakmamızı ve onunla bu istikâmette ilişki kurmamızı istemektedir:

1- Dünyâ her şeyiyle bize Allâh’ı anlatmaktadır. Dünyânın ve evrenin mutlak hâkimi, yaratıcısı, sâhibi Allâh’tır. Ve her şey zerreden kürreye onun büyüklüğünü gösterir. O’nu haber verir. Ve hiçbir şey O’nun bilgisi dışında olmaz ve O’ndan gizli değildir. İşte Kur’ân’ımızdan âyetler: “Göklerdeki ve yerdeki her şey Allâh’ı tesbih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” “Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. O diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” “O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.” “O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle berâberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” “Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin özünü (kâlplerde olanı) hakkıyla bilendir.”(Hadid, 1-5)

2- Dünyâ geçici bir konaklama yeridir. Dünyâ hayâtı geçici ve önemsiz, âhiret hayatı ise kalıcı ve değerlidir. Dünyâ ve onu câzip kılan geçici zevkler sonlu olduğu için onlara aldanmamamız ve ancak gereği kadar değer vermemiz gerekmektedir. İşte âyetler: “Bilin ki, dünyâ hayâtı bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda övünme, mal ve evlât çoğaltma yarışıdır. (Bu) tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Âhirette ise (dünyâdaki amele göre) (ya) çetin bir azap ve(ya) Allâh’ın mağfiret ve rızâsı vardır. Dünyâ hayâtı aldatıcı zevkten başka bir şey değildir.” (Hadid, 20) “Nefsânî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünyâ hayâtının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allâh’ın katındadır.”(Âl-i İmrân, 14)

3- Âhiret hayâtı burada kazanılır. Hiç şüphesiz dünyâyı değerli kılan tek şey âhirete basamak olmasıdır. Cennetin ve cehennemin burada kazanılmasıdır. Dünyâ bu amaçla kullanılmalı ve âhiretimize hizmet etmelidir. Amaç değil araç olmalıdır. Dünyâ amaç olduğu zaman; denge bozulmuş demektir. Dengeyi bozmamayı bize Kur’ân’ımız şöyle emrediyor: “Allâh’ın sana verdiği şeylerde âhiret yurdunu ara. Dünyâdan da nasîbini unutma.”(Kasas, 77) “Servet ve oğullar, dünyâ hayâtının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”(Kehf, 46) “Bu dünyâ hayâtı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurdu, işte asıl hayat odur (asıl yaşanacak yer orasıdır), keşke bilselerdi.”(Ankebut, 77)

Dünyâya Kur’ân perspektifinden bakmayanlar ya onun peşinden koşturup onun kölesi olurlar ya da orayı kendi ölçülerine göre yönetip nefislerini ilâhlaştırır, dünyâyı ve içindekileri kendi köleleri gibi görürler.

Yorum Eklemek için Tıklayın

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Göster İslâmî İlimler

Helâl Gıdâ

Yediulya14 Aralık 2017

Sadaka

Yediulya11 Ağustos 2017

Hz. Ebû Bekir’in Halife Seçilmesi

Yediulya11 Temmuz 2017

Mürşid-i Kâmil’e Teslîmiyet

Yediulya8 Haziran 2017

Peygamberimizin İrtihalinde

Yediulya8 Haziran 2017

Bir Allah Dostundan Çizgiler

Yediulya8 Haziran 2017

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya