Sadıklarla Beraber Olalım

Küfrün, nifakın, mâsivanın kirlerinden arındırıp (Cuma, 2) “Kalb-i Selim”e (Eş-Şuara, 83) eriştirecek bir ele (Lokman, 22 – Bakara, 256) tutunmak Allah’ın da, Rasülünün de bizlere tavsiyesidir. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun da sadıklarla beraber olun!” (Tevbe 119) buyurulmaktadır. Peygamberimiz (sav):”Allah’ım! Beni sevginle, seni sevenlerin sevgisiyle ve sevgisi beni sana yaklaştıracak olan kimselerin sevgisiyle rızıklandır.” (Buhari-Müslim-Ebû Davud-Salat-Tirmizi), “Âlimlere tâbi olunuz, çünkü onlar dünyanın kandilleri ahiretin de lambalarıdır (ışıklarıdır) (Keşfu’ul-Hafâ: C. 1 s. 36). Hadis-i Şeriflerinde hidayet yolunu tutan zevata uymanın gerekliliği belirtilir. Yalnız bu zevatı matlub olarak görmek şirktir. Kişinin muradı ancak Mevlâ’dır. Bunlar ise Hakk’a ulaşmaya vasıtadır. “Sabah akşam Rab’lerine O’nun  rızasını duyarak dua edenlerle birlikte candan sabret.” (Kehf 28) ayetiyle Maksud ve Matlub’un Cenâb- Hakk olduğu beyan edilmektedir. Mürşid ise karanlık gecede ışık çakan kişi gibidir. Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin dalâletiyle yolumuzu aydınlatırlar. Cüneyd (ks):”Sufi bir elinde Kur’ân diğer elinde sünnet şulesiyle yol alır.” buyurur. Abdul Vehhab Eş-Şarani (ks):”Sakın ola ki, Kur’ân’ın ve sünnetin ruhuna uymayan bir yola sufiyenin yolu demeyesin! Kur’ân’ın ve sünnetin kabul etmediği yol, küfür yoludur. Bizim yolumuz ise tamamen Ahlâk-ı Muhammediyye’yi yaşamak ve bütün hayatımızı Kur’ân’ın emirlerine ve Rasulullah’ın sünnetlerine göre tanzim etmektir.” der.

Maddi bünyemizin silahı için doktora müracaat ettiğimiz gibi, ruhi ve manevi bünyemizin şifaya kavuşması için de ehlullahın Kur’ân-ı Kerim ve sünneti Muhammediye’den elde ettiği davaya müracaatımız gereklidir. (İsra 82). Şarani:”Meşaik’ul-Envaril Kürsiyye” adlı eserinde “İnsanın, Allah’ın huzurunda kurtulmasına vesile olacak bir Mürşid-i Kâmil’e intisabı zaruridir. Ehl-i tarik bu hususta icma ve ittifak etmişlerdir.” buyurur. Şeyh Ebu Ali ed-Dekkak:”Kendi başına biten ağacın meyvesi olmaz. Sünnetullah her şeyi bir edebe bağlamak üzere cârîdir. Nasıl ki baba ve ana olmadan çocuk dünyaya gelmiyorsa, bir Mürşid-i Kâmil’in terbiyesine girmeden yeni bir âleme doğuş da mümkün değildir.” der.

Kur’ân ve sünnet eczanesinden takdim edilen ilaçları bize bir mahalle mescidinin imamı, bir vaiz veya vilayet müftüsü de tarif edebilir. İbrahim ed-Düsûkî:”Sizin bizden alacağınız bir kağıt parçası değildir. Eğer böyle ise bizim size ihtiyacımız yoktur.” buyurduğu gibi bu vazifeleri biraz malumatı olan kişiler de verebilir. Asıl olan bu evrad ve ezkarla Hakk’a vasıl olmak, Mevlâ’mızın muhabbetine ve rızasına kavuşmaktır (Maide-54, Fecr 28, Beyyine 8). Ders aldığımız Müsşid-i Kâmil’in dalâletiyle vuslata ermektir. Vuslat; Muhabbet-i Mevlâ ve rıza-ı ilâhidir. Kitabu’r Rimânın 13. faslında:” Kişi bütün ilimleri kendisinde toplasa, ins ve cinnin ameli kadar taat kılsa, bir Allah dostunun terbisyesinde yetişmedikçe Hazretullah’a (her an Allah ile beraber olma şuurunda) ulaşmaz (Risale-i Esadiyye).

“Biz Kur’ân’dan öyle bir şey indiriryoruz ki mü’minler için şifa ve rahmettir.” (İsra 82) ayetiyle bize öğretilen istiğfarımız, tevhidimiz, salavat- şerife ve tefekkürü mevtimiz, rabıtamız, zikrimiz devadır. (Kalbi hastalıktan kin, kibir, şehvet, hırs, makam, riyaset, hased gibi)

“Ramazan oğludur tabibin adı
Gönüllerde yaşar bu zatın adı
Hastanesine girenler bilir.
Emretse bu fakir uğrunda ölür.
Ayetle hadislen reçete yazdı
Evrad ü ezkardan ilaçlar dizdi.

Perhizimiz:”Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. (Haşr 7) ayetidir.

“Üç şey bu derslere zarar.
Hasta derde devâ arar
Üstadımız vermiş karar
Reçetesin tutmak lazım.

Şeriatsiz işi yapmak
Fenalık ardına kopmak
İğne kadar Hakk’tan şaşmak
Zararını bilmek lazım.

İkinci gafille sohbet
Aman bu işten et nefret
Sana lazım gözü muzlet
Havlete çekilmek lazım

Üçüncü dünyayı sevmek
Kalbine sevgisini koymak
Daima lafını demek
Bu sözlerden hazer (sakınmak) lazım.

Evrad ü Ezkarın Tesirini Yok Eden Ameller:

1- Şer-i şerife aykırı davranışlar (Kitaba ve sünnete).
2- Gönlü siyah gafillerle görüşmek (Islahı için değil de isyanına ortak olmak)
3- Dünya muhabbeti ( kalbe, sevgisini girdirmek)

Alınan dersler zaman zaman kontrol ettirilir.

“Üstaz emreder, ayda bir konuşsunlar.
Dersleri hem bazı danışsınlar.”

Gayretli sâliki de üstadımız tarif ederken:

“Hafta geçmez tekrar gelir görüşür
Edeb ile letaifin danışır.” buyururlar.

Şimdi bizim gibi tembelleri de böyle anlatırlar:

“Seneler geçer dersini sormaz
Kırgınım der, ihvan yanına varmaz
Letaif altına zikirler vurmaz
Ateş şurda dursun külüm kalmadı.”

“İki günü denk olan zarardadır.” buyurur Efendimiz (sav). Her an terakki etmemizi tavsiye ederler. Manen terakki eden madden de ilerler. “Ahlaken bozulan toplumlar helak olmuştur.” (Ankebut 40). Sosyalist düzen çökmüştür, kapitalist görüş yok olmanın eşiğindedir. Hakk’ı savunan, haklının yanında olandır.. Takvasıyla, ihlasıyla, ihsanıyla payidardır. (Araf 128, Tevbe 36, Tevbe 123, Casiye 19) Okunan evrad ezkârın âlemi emr ve âlem-i hakta zahir olması gül yaprağının her noktasında gül olduğu gibi vücudun her zerresinde zikrin husûlü insanı insan eder. Geliş gayesini idrak eden mümin-i kâmil kılar.” , “Bilesiniz ki yaratmak da emretmek de Allah’a mahsustur.” (Araf 54) ayetinde İmam-ı Gazali emri sadrımızda bulunan sol memenin altında bulunan kalb, sağ memenin altında bulunan ruh, kalbin üstünde sır, ruhun üstünde bulunan hafi, tam ortada olan ahfa olarak tarif eder. Halk ise nefis, zikr-i kül su, hava, ateş ve topraktır, buyurur. Bu on letaifin zikrine seyr u sülûk derler. Mürşid-i Kâmil ise bunların dozajını ayarlayandır. Bu zikirlere vücut binasında ruhu hakim kılıp nefsi esir etmeye çalışırlar. Çünkü, “Ruhunu rehine verip nefsiyle yaşayan hayvandır.” (Selçuk Eraydın Bey’in Yazısından).

Tasavvuf: Ruhu, bedene hakim kılma mücadelesidir. “İnsanlara dış alemde ve kendi nefislerinde (biyolojik, ruhi yapısında) ayetlerimizi göstereceğiz.” (Fussilet 53) ayetinin gereği sadra mânen yazılan  ve hissedilen nefes almalar okunan nefes-i isbat (Lailaheillallah) dersleri gelir. Rabıta-i mürşid yapmanın gerek olmadığı murakabe devresi gelir. “Allah, bütün hal ve hareketlerime vakıftır şuurunda olmaktır.” (tarifat) “Çünkü Rabb’in her an gözetlemektedir.” (Fecr 14, Nisa 1, Ahzab 52)

1- Murakabe-i ehadiyet (el-İhlas)
2- “Maiyyet” her nerede bulunursanız bulunun Allah sizinle beraberdir. (el-Hadid 4)
3- “Akrabiyet” “Allah size şah damarınızdan daha yakındır. (kaf 16)
4- “Muhabbet” Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. (Maide 54) ayetlerinin manaları düşünülerek yapılan derslerdir.

Bu kardeşiniz gibi olanları üstadımız:

Hırs ile başladık dünya işine
Gittiğimiz belli dünya peşine
Çoğumuzun kulak versen döşüne
Diyor letaiften balım kalmadı

Derslerimizden gaye; içimizi, dışımızı maddi manevi kirlerden temizleyip, güzel ahlaka ererek cihanın sulhüne çağırmaktır.

İslamla barışmasına gayret etmektir Sulh.

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)

Daha Göster Alemdar

Miraç Kandili Programı

Yediulya13 Nisan 2018

Üç Aylar

Yediulya19 Mart 2018

Gönüllü Askerlik Başvurusu

Yediulya2 Mart 2018

Duâya Davet

Yediulya23 Şubat 2018

Kutbu’l-Âktab: “Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)”

Yediulya12 Şubat 2018

Kalkınmanın Esasları

Yediulya12 Şubat 2018

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya