kodeforest

Makale

Akıl, bir şeyin hakîkatini idrâk etme, anlamadır. Akıl kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de fiil olarak kırk dokuz yerde geçer. Ali (ra): Akıl, Rahmân’a kulluk, rûha güç ve kuvvettir. İmâm-ı Gazâlî (ra): Akıl, insanı hayvandan ayıran bir özelliktir. İmam Fahreddin Er Razi (ra): Akıl, eşyânın sıfatının noksan, kâmil, kötü ve iyi olmasını bilmektir. Câfer-i Sâdık (ks) İmâm-ı Âzam’a (ra) akıldan sual eder. Hz. İmam “hayrı şerden ayırmaktır” der. Câfer-i Sâdık “bunu bir at da bilir” der. “Sâhibinin ot mu kırbaç mı getireceğini anlar. Akıl, iki hayırdan daha hayırlısını almaktır” buyurur.

Akıl, anlama âletidir. Her âletin bir göstergesi vardır. Aklın göstergesi, kılavuzu da vahiydir. Âlemin neden teşekkül ettiğini bilebilir akıl. Ama ne maksatla yaratıldığını Kitâb-ı Kerîm’le bilir. Hayâtın sona ereceğini bilir akıl. Fakat bu hayâtın ötesinde, yaptığımız amellerin karşılığını bulacağımızı vahiyle anlar. Şeddad b. Evs radıyallâhu anh'den nakledildiğine göre Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah'tan dilek(ler)de bulunup duran (bunu yeterli gören) kişidir."

Akıl olgunlaştıkça insan kemâl bulur. Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz, “Kişinin şerefi; dîni, kişiliği ve aklıdır.”insanlar Rabbleri katında ancak akılları oranında yükselir ve rütbe kazanırlar” buyurur. Peygamberlerin sıfatlarından biri “Fetânet”, akıllılıktır.

Zekâ, aklın kullanılması için vardır. Arabanın motoru zekâ ise, direksiyonu akıldır. Zekâ, akılla yönlendirilir. Haram helal kavramı, îmanla beslenen akılla farkedilir. Zekâ ile algılarız ama akılla uygularız. Dükkânı açar kapatırız zekâ ile fakat hilesiz iş yapmayı sâlim akılla gerçekleştiririz. Her konuda çözüm akılla hâllolur.

Akıl, rûhî derinliktir. Eşşerif El Cürcâni (ra): Akıl, hak ve bâtılı birbirinden ayıran, kalbe konan bir nurdur. Abdül Aziz Eddebbağ (ks): Akıl, rûhun nûru, ruh da Zât-ı İlâhî’nin nûrudur. Ehl-i hakîkat: Kalb, rûhun dili, basîretin tercümânıdır. İsmail Hakkı Bursevî (ra): Akıl bir ağaçtır. Meyvesi ilim ve hilimdir.

Aklın vasıfları nelerdir?

Aliyyül Havvas (ks): Aklın özellikleri, ilim, mârifet, idrak (anlayış), fehim ve temyiz (iyiyi kötüden ayırma)dır. Ömer Essühreverdi (ks): Akıl iki kısımdır. Birincisi dünyâ işlerini ayarlayan, ikincisi âhiret işlerini tesbit edendir. Birincisi umum insanlarda olan akıldır. İkincisi Tevhid ehlinde bulunan akıldır. Ahmed bin Acibe (ra); Allah Teâlâ korkusu, doğru söz ve malayâni/boş sözleri terk etme, bu üç özellik aklın alâmetidir buyurur. Abdül Kâdir Geylânî (ks) aklı akl-ı meaş (dünyâ aklı), akl-ı mead (âhiret aklı), rûhânî akıl ve akl-ı küll (tecelliyâtın hepsine mazhar Resûlullâh’ın (sav) aklı) diye dört kısma ayırır. Yusuf bin Hüseyn El Razi (ks): Aklın bâtını, sırrını gizlemektir. Aklın zâhiri, Sünnet-i Seniyye’ye uymaktır. Celâleddin El Suyüti (ra) aklın çeşitlerini şu şekilde sıralar: Cümlede olan akıl; kâfir ve mü’minde de olur. Bu doğuştan gelen akıldır. Aklı erenlerle kurulan münâsebetle elde edilen akıl. Bu îmanla elde edilen akıldır. Nebîlere mahsus olan akıl. Efendimiz’e (sav) mahsus olan akıl. Nebevî akıldan istifâde eden zâhidlere verilen akıl.

Kâmil akıl; güzel ve çirkini, cemâl ve celâli birbirinden ayıran akıldır. Hz. Aişe ( r. anha)’nın rivâyet ettigine göre Peygamberimiz (sav) “Evin dayanağı, temelidir. Dînin temeli de Allah Teâlâ’yı bilmektir. Yakînî bilginin temeli ise el aklu’l kami’dir” buyurdu. Sonra “anam babam sana fedâ olsun, el aklu’l kami’ ne demektir?” diye sordum. “ALLÂH’A İSYANDAN SAKINMAK VE İTAATE GAYRET ETMEKTİR” buyurdu. Ali (ra), aklı çok olanın kelâmı azalır, der. Kâmil akıl, Hakk Teâlâ’nın hitâbını akleder. Râzı olduğu şeyleri bilir. Dünyâsını da âhiretini de dînimizin esaslarına göre ayarlar. İbnü Ataullah El İskenderi (ra): Akıllı kimse şehevî, hayvânî duygusuna sâhip, gazâbını yenen, boş sözden uzak olan; bu üç vasfı kendisinde bulundurandır.

Anlamak ve düşünmek aklın vazgeçilmez özelliklerindendir. “Şüphesiz ki, bu söylenende, kalbi olan yahut hazır bulunup kulak veren kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.” (Kaf, 37.) Gâfil olmayana, bir an Allah Teâlâ’dan ayrı kalmayana öğüt vardır bu Kitâb-ı Kerîm’de. Anlayan ve tefekküre dalan akıl, Aklü’l- ikal, Âlem-i lahut (İlâhî âlemle) alâkalı olan akıldır. Akl-ı evvel, Ceberut âlemiyle ilgili olan akıldır. Kâmil velîlerin aklı, akl-ı maâd (âhiret aklı) ve akl-ı kudsîdir. Ukul-i aşere ve ukul-i tis’a, akıl ve nefs, akl-ı fa’al, Cibrîl aklıdır. Akl-ı nazarî, zâhir âlimlerin aklıdır. Aklın çeşitleri pek çoktur. Akl-ı nazarî, akl-ı mükteseb, akl-ı bi’l müstefad, akl-ı münfail, akl-ı fıtrî, akl-ı hulkî, akl-ı heyulânî vs.

İnsan doğuştan zekidir. Ama imanla teyid olan, güçlenen akıl herkeste olmaz. “Onların çoğunun aklı ermez.” (Maide, 103.) İnsanın rûhundaki derinliğe işâret eden Âyet-i Celîl’e: “Ey îmân edenler! Allah Teâlâ’ya karşı gelmekten sakınırsanız, O, size hakkı bâtıldan ayırdedecek bir anlayış verir ve günahlarınızı örtbas eder, sizi bağışlar. Allah Teâlâ büyük lütuf sâhibidir.” (Enfal, 29.) Günde seksen bin işlem yapabilecek kapasitededir insanın beyni. Yorulma, gâfiller içindir. Mevlâ-i Müteâl: “O halde boş kaldın mı, yine kalk başka bir iş ve ibâdetle yorul.” (İnşirah, 7.) Ebu Eyyub El Ensârî (ra) gibi; o “Cihâda doyamadım. Öldüğüm zaman bedenimi mücâhidlerin atlarının altına defnedin” der. “Ya Muhammed (sav) ölür, ya da Hak hâkim olur.” buyurur Efendimiz  (sav)

Kâinatta görülen her eşyânın ibret için yaratıldığını kavrayanlar ancak akıl sâhipleridir. “İyi biliniz ki Allah Teâlâ yeryüzünü ölümünden sonra, (ölmüş kalbleri ilim ve mârifetle) diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size âyetleri açıkladık.” (Hadîd, 17.)

Aklı, izaha hâcet koymadan açıklayan Âyet-i Celîl’e, Bakara Sûresinin 269. âyetidir. “Dilediğine hikmet verir. Hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak temiz akıllılar anlar.” Âyet-i Celîl’ede geçen hikmet tâbirini ulemâ-i kirâmımız şu şekilde açıklar: İlm-i hakîkî, takvâ, amel, ânında cevap, isâbetli karar, söz ve fiilde fazîletin ve mükâfâtın cümlesi, dînî konularda ince anlayış, işlerde basîret, derin tefekkür, Hakk Teâlâ tarafından seziş, iki dünyanın hayrı, kâlb temizliği, sırrın güzelliği, Hak Teâlâ’yı müşahede, hak ve adâlette ölçüdür.

Kâmil mü’min, yaptığı her işi aklı başında yapandır. İhsan mektebinin öğrencileri bu terbiye ile yetişir. Hayâtının her ânı böyle geçer. Esad-ı Erbilî (ks), Taha el Hakkâri (ks)’a intisâbında bu tâbiri kullanır. “Bana akıllı Esad derlerdi.” Akıllı olmam için ne yapmam gerekir, diye istihâreye yatar. Karanlık odasını aydınlatan ve gönlüne de heyecan veren ışığı tâkib ederek, zamanın Kutbuna bende olur. Sâmi Efendimiz (ks) derin akıl ve tefekkürüyle, babadan, ecdaddan kalan mala dönüp bakmaz. İçtiği suyun temizliğini, kalbî muhabereyle öğrenir ğavsil âzam, alay müftüsü Laz İbrahim Efendi. Sıcak yatağın kabri, uykunun ölümün arkadaşı, uyanışın mahşerde diriliş olduğunu bilir aklı başında olanlar.

Bu Makaleye Yapılan Yorumlar

Yorum Yazın

Gönder