Karlı Kazanç

Zengin olma arzusuyla gece gündüz çalışırız. Geçici dünya hayatında rahat yaşayabilmek için elimizden geleni yaparız. Halbuki bu dünya, başımızı suya sokup bir müddet sonra dışarıya çıkardığımız an kadardır. Sami Ramazanoğlu (ks) Efendimizin naklettiği üzere Yahya b. Muaz (ks):”Ebedi aleme nispetle bu dünya bir nefestir.” buyurmuşlardır. Bin küsur yıl yaşayan Nuh (as) dünyayı, “İki kapılı han gördüm. Birinden girdim diğerinden çıktım.” sözleri ile tasvir eder. Peygamberimiz (sav):”Ahiret, ana karnı hayatına göre şu dünya gibidir.” buyurmuşlardır. Bir gün bir köpek lâşesine tesadüf eden Peygamberimiz (sav):”Ey Ashabım! Benim gözümde dünya bu kadar bile kıymete haiz değildir.” buyurarak dünya hayatının biz mü’minler için değerini bildirmişlerdir. Baki kabristanlığında bir cenaze defninden sonra mübarek yüzünü, sakalını hatta toprağı çamur eden gözyaşlarını müteakip ashabına dönerek, “Bugün için hazır olun.” tavsiyesinde bulunurlar.

Üç beş gün misafir kaldığımız beldede büyük yatırımlarla işler kurmaya çalışırsak bizlere deli derler. “Biz akıllıyız” diye iddiada bulunduğumuzda da, “Akıllı olsanız asıl ikamet edeceğiniz yere bu yatırımı yaparsınız.” derler. Günümüzde akıllılar deli, deliler akıllı olmuş. Kendisine Veysel Karani (ks)’yi soran Hz. Ömer’e Karenli hemşehrisi, “Biz ağlayınca gülen, gülünce ağlayan deli Üveys’i mi soruyorsunuz?” diye cevap vermişti. Oysa Veysel Karani (ks), insanların ölenlerine ağlayıp kendilerini düşünmemelerini garipseyip gülmekte, dünya nimetine eriştiklerinde insanların ahireti unutmasına ise ağlamakta idi. Behlûl Velî’ye, “Evimize şu nimetleri götür.” dendiğinde, Behlûl Veli de onları alır ve kabre koyar. “Sen deli misin be adam!” denilince, “Asıl evimiz, kabrimiz.” sözüyle kimin deli, kimin akıllı olduğunu çok güzel ifade eder. Yunus Emre:

Ey biçare miskin Âdem
Dünya senin mülkün müdür?
Hanı noldu anan atan
Dünya senin mülkün müdür?

Çün evvel doğdun âneden
Ölmezem dediğin neden
Hey aklı âdem
Dünya senin mülkün müdür?

Dünyayı kapitalist fikirle değil, garip veya yolcu gibi müteala ederek emanet olduğunu bilip; malı, canı, zamanı insanlığın hidayeti uğrunda kullanmak, ahirete yapılan ebedi saadetimizi temin eden karlı bir yatırımdır. Faniyi Baki’ye değişmeyen insan en kârlı insandır. “Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak.” (Rahman 26-27), “Sizin yanınızdaki (dünyadaki) tükenir. Allah’ın katındakiler ise bakidir. ” (Nahl 36), “Fakat siz (Ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.” (El-Alâ 16-17) ayet-i kerimeleri bizlere büyük dersler vermelidir. Rabbimiz bir diğer ayeti kerimede kârlı kazancı şöyle bildiriyor:”Ey iman edenler! Sizin acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah ve Rasulüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. (Es-Say 10-11)

Kazancı Artıracak Amiller

İslamın görünen ve bir de görünmeyen tarafı vardır. Görünen ciheti bedenen yaptığınız taatlerdir. Buna şeriat derler. Kalbi yönüne ise tarikat derler. O da ihsan mertebesidir. Hz. Peygamber (sav), kendisine takva sorulduğunda satırlarını işaret ederek, “İşte takva buradadır.” buyururlar. “Riya ile kılınan bin rekat namazdan, son derece haramdan sakınılarak kılınan iki rekat namaz daha faziletlidir.” , “Ameller, niyetlere göre kıymet kazanır.” hadisi şerifleri çok önemlidir. Niyet amel için lüzumludur. Amel ise niyet için gereklidir. Niyetin zuhur ettiği yer kalptir. Sakat malzemeyle kurulan fabrikadan çıkan mallar defolu olur. Sohbetle, zikirle, rabıtayla, murakabeyle olgunlaşmayan gönül fabrikasından çıkan ameller de böyle arızalı olur. Riyalı, ucublu, kibirli, hasetli, gıybetli ameller salih olmaz. Böyle bir cami cemaati de defolu olur. İhlas; bedenî değil kalbî’dir. Peygamberimiz (sa), Muaz b. Cebel’e (ra):”Dinini ihlaslı olarak yaşa. O zaman az da olsa amel sana yeter.” buyurdular. Esad-ı Erbili (Ks):”Bedeni taat ile ruhi taat arasındaki fark, trenin gidişine nispetle karıncanın yürüyüşü gibidir.” buyurmuştur. Bedenden bir parça olan dilin Allah Lafza-i Celâl’ini tekrar ile kalbin zikri arasındaki farkı Efendimiz (sav)’den Hz. Aişe (ra) ve ebeveyninden nakledilen şu Hadis-i Şerif’te bildirilir:”Öyle zikir vardır ki bazı zikirlerden yetmiş kat eftaldir. Kıyamet günü geldiği zaman bütün mahlukatın hesabı görülür. Cenab-ı Allah meleklere, “Kulumun başka bir ameli kaldı mı?” diye sorduğunda, melekler hıfz ettikleri her şeyi yazdıklarını belirtince, Cenab-ı Hakk “Onun benim indimde bir hasenesi vardır ki onu ben vereceğim.” buyurur. “Zikrin hayırlısı hafi olan (kalbi), rızkın hayırlısı da kifayet miktarı olandır.” Hadis-i Şerif’i de bizleri bu konuda biraz olsun düşündürmelidir.

Bir bakkal akşama kadar ihtiyacını zor karşılarken, fabrikaları olan bir fabrikatör kısa sürede büyük miktarlar kazanır. Kalbi olan taatleriyle on letaifi tefekkürü, murakabesiyle manen zengin olanlar da bunun gibidir.

Gelin bu kazanca talip olalım.

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)

Daha Göster Alemdar

Miraç Kandili Programı

Yediulya13 Nisan 2018

Üç Aylar

Yediulya19 Mart 2018

Gönüllü Askerlik Başvurusu

Yediulya2 Mart 2018

Duâya Davet

Yediulya23 Şubat 2018

Kutbu’l-Âktab: “Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)”

Yediulya12 Şubat 2018

Kalkınmanın Esasları

Yediulya12 Şubat 2018

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya