Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yecüc ve Mecüc ifâdesi ve kavramı bütün dinleri şâmildir. Çünkü semâvî dinlerin kaynağı birdir. Asılları gitse bile tereşşuhâta, sızıntıları kalmıştır. Farklı kalıplarda ifâde edilse de Yecüc ve Mecüc ifâdesi ikili bir terkip hâlinde yer alır. Kitâb-ı Mukaddes satırlarında Gog Magog olarak karşımıza çıkan Yecüc ve Mecüc René Guénon’un “The Reign of Quantity and The Sign of Times” kitabında ortaya koyduğu şekliyle Hindu dînî metinlerinde iki şeytan kardeş olarak tanımlanır. Hindu dîni kutsal metinlerinde bu iki şeytan kardeş, Koka ve Vikoka olarak tasvîr edilirler. Elbette İmam Rabbâni’nin ifâdesiyle Hindistan’a birçok peygamber zuhûr etmiş veya ayak basmıştır. Bunların miraslarından geriye kalanlar suyunun suyu mesâbesinde olsa da bir gerçeğe tekâbül etmekte ve parmak basmaktadır. Lâkin asabiyet gözlüğüyle bu gerçekler farklı taraflarda görülebilirler. Aynen Yahudilerin yaptığı gibi.

İsrail bugün birçok âlime göre Deccal koalisyonunu temsil ediyor. Ama kendini Mesih kampında zannediyor. Deccal koalisyonunun diğer ayağında ise kimi Batılı ülkeler yer almaktadır. Batılı ülkelerin Müslüman uyduları da bu Deccal koalisyonunun ortakları arasında sayılabilir. Deccal koalisyonunun çekirdeğinde bugün İsrail ile kimi Batılı ülkeler yer almaktadır. Bununla birlikte gerek Reagan gerekse Bush; Mesih, Deccal gibi meselelere eğildikleri gibi aynı zamanda Yecüc ve Mecüc meselesiyle de yakından alâkadar olmuşlar ve fütürist (istikbalden haber veren, âşinâ bilgayb) bir yaklaşımla İslâm dünyâsına düşmanlıklarını bu gelecek haberlerine bağlamış, bu haberler üzerine binâ etmişlerdir.

İnşâî alana bakmadan ihbârî olanla gelecekten haber veren dînî metinlerin peşine düşerek bunu Müslümanların üzerine yansıtmışlar ve bunun üzerinden dînî düşmanlıklar üretmişlerdir. Adâlet ve mezâlim meselesine bakmadan, bunları gözetmeden Bush örneğinde olduğu gibi kendilerini Tanrı’nın tarafında saymışlardır. Reagan Soğuk savaş döneminde SSCB ile bâzı İslâm ülkelerini Yecüc ve Mecüc koalisyonu olarak nitelendirmiştir. Yecüc ve Mecüc kampına yerleştirmiştir. Reagan Kaddafi Libya’sını SSCB’nin ortağı olarak telakkî etmiş ve bunu Yecüc Mecüc koalisyonu olarak tasvîr etmiştir. Kaddafi’nin Afrika’da krallar kralı olma heves ve sevdâsından yola çıkarak onun üzerine büyük ve fantastik tezler yüklemiştir. Bunun üzerine düşmanlık geliştirmiş ve 1986 yılında Kaddafi’yi ‘çılgın köpek’ olarak ilân etmiş ve aynı yıl ona yönelik olarak bir hava bombardımanı ve operasyonu gerçekleştirmiştir (1).

Oğul Bush da Saddam için aynı yaklaşımı devreye sokmuş ve Irak saldırısını bunun üzerine binâ etmiştir. 11 Eylül saldırılarının akabinde, verdikleri savaşı “Haçlı Seferi” olarak tanımlayan ABD eski başkanı George Bush’un söylemlerinde dînî atıflar dikkat çekmekteydi. O örneklerden biri de George Bush’un Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’a yaptığı Yecüc ve Mecüc çağrısı… 11 Eylül saldırılarının akabinde verdikleri savaşı “Haçlı Seferi” (Crusade) olarak tanımlayan, ABD’nin ilân ettiği “Terörizme karşı Savaş”ın simge ismi ABD eski başkanı George Bush (20.1.2001-20.1.2009) sık sık dînî atıflarda bulunmakta ve verdiği savaşın inancı gereği olduğunu vurgulamaktaydı.

Irak savaşı öncesi Batılı siyasetçileri iknâ turlarına başlayarak onlarla yüzyüze ve telefonla görüşmeler yapan George Bush zamânın İngiltere başbakanı Tony Blair’i (1997-2007) savaşa iknâ etmesinin ardından zamânın Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’a (1995-2007) telefonda “Jacques, sen ve ben aynı inanca sâhibiz. Sen Katoliksin, ben Metodist ama her iki mezhepten Hıristiyanlar da İncil’in öğretilerine bağlıdır. Tanrımız aynı” der. Chirac, nereye varmak istediğini anlamadığını söyleyince Bush, “Gog ve Magog (Yecüc ve Mecüc) Ortadoğu’da iş başında. İncil’deki kehânetler tamamlandı. Bu karşılaşmayı Tanrı istiyor. Tanrı bunu kullanarak yeni bir çağ başlamadan önce düşmanlarını silmek istiyor” diye açıklamada bulunur.

Avrupa’da “Sekülerizmin kalesi” olarak bilinen Fransa’nın lideri Chirac telefonu kapatmasının ardından danışmanlarını toplar ve “’Gog ve Magog’ dedi. Neden bahsettiğini bilen var mı?” diye sorar. Kimsenin bir fikri yoktur. Chirac “Ne olduğunu öğrenin” emri verir. Filistin Enformasyon Bakanı Nebil Şaat da BBC’de yayımlanan “Zor Barış: Araplar ve İsrail” belgeselinde, Haziran 2003’te George Bush ve Mahmud Abbas arasında gerçekleşen görüşmede George Bush’un “Tanrı, ‘George, Afganistan’a git ve teröristlerle savaş’ dedi, yaptım. Ardından, ‘George, Irak’a git ve zorbalığı bitir’ dedi, onu da yaptım” ifâdelerini kullandığını belirtmişti (2).

Şimdi de Netanyahu ve çılgın siyâsî mangaları hem İsrail’i Yahudi devleti ilân ediyor hem de Kudüs’ün İslâmî mekânlarıyla birlikte İsrail’in egemenliği altında olduğunu ileri sürüyor. Böylece siyâsî egemenliğini dînî egemenlik alanına doğru genişletmiş oluyor. Bu da Müslüman tarafta öfkeye sebep olduğu gibi ayrıca İsrail’de de endişeye mahâl veriyor. Mossad gibi İsrail’deki istihbârat teşkîlatlarından olan Shabak’ın eski direktörlerinden Carmi Gillon Netanyahu’nun İsrail’i Yecüc Mecüc savaşına doğru sürüklediğini ve ittiğini ileri sürmüştür. Netanyahu’nun Yahudi devleti projesine oldukça içerleyen ve itirâz eden Gillon, bin veya birkaç binlik protestocu kitle önünde yaptığı konuşmada sözünü esirgemeden Netanyahu hükûmetini yerden yere çalmış ve kundakçılıkla suçlamıştır.

Peace Now örgütünün tertiplemiş olduğu gösteride atılan sloganlardan birisi de Araplarla Yahudilerin düşman olmayı reddettikleri yönündedir. Göstericilerin önünde konuşan Carmi Gillon, Mescid-i Aksa (Harem-i Şerife) yönelik çılgın politikaların bütün Yahudi halkına karşı topyekûn bir biçimde Yecüc ve Mecüc savaşını tetikleyeceğini ileri sürmüştür (3). Harem-i Şerif yerine Heykel Dağı ifâdesini kullanan ve burayı Yahudileştirmeye çalışan Netanyahu hükûmetini bu politikanın sonuçları konusunda uyarmıştır. 1995 yılında İshak Rabin’in öldürülmesi sırasında Shabak’ın başında bulunan Carmi Gillon bugün İsrail’in egosu büyük kundakçılar tarafından nihâî yok oluşa ve harâba doğru sürüklendiğini, yuvarlandığını ileri sürüyor. Bu tasvîrine dînî bir unsur da katıyor. Ona göre, bu süreç yeni bir Masada katliâmına yol açacaktır. Mesih’ten sonra 73-74 yıllarında büyük bir isyan başlatan Yahudiler ormanda kuşatılır ve Romalılar tarafından topluca imhâ edilirler. ‘Masada intiharcıları’nın 960 kişi oldukları ileri sürülmektedir. Carmi Gillon Netanyahu ve ortaklarını Masada intiharcılarına (Zealots) benzetmiştir. Gillon bu faşişt zümreye karşı kendisinin sona iltihâk ettiğini ilân etmiştir.

Eski Eğitim Bakanı Yossi Sarid, Şimon Peres, Tzipi Livni gibi siyâsetçiler de Netanyahu’nun tutturmuş olduğu yolu tehlikeli buluyor ve Yahudi devleti rüyâsını bizzat İsrail için zararlı görüyorlar.

AŞIRI SAĞ USLANASI DEĞİL!
Gillon ve benzeri sağduyulu seslere karşı aşırı sağı temsîl eden kesimler kulaklarını eleştirilere kapatmış bulunuyorlar. Sürekli olarak Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyenler arasında bulunan İsrail Parlamentosu (Knesset) Başkan Yardımcısı Moshe Feiglin elbette ayranım ekşi demiyor aksine ‘en iyi savunma, saldırıdır’ yöntemine başvuruyor. İsrail’in egoist ve kundakçı bir siyâsî grup tarafından nihâî sona doğru sürüklendiği eleştirilerine itirâz ediyor. Moshe Feiglin, Gillon’un, ‘Yahudi Devleti Kânunu ülkeyi kanser uru gibi sarmaktadır’ sözüne de hâliyle itirâz ediyor. Mabet Dağına yönelik olarak radikal ve Mesiyanik ( Mesihçi) politikaların İsrail halkına karşı Yecüc ve Mecüc savaşını tetikleyeceğini de söylemişti. Buna mukâbil Moshe Feiglin, Gillon’un Gazze’den çekilmeyi planlayanlardan biri olduğunu ve Gazze’den Tel Aviv’e ateş yağmasına imkân veren süreci hazırladığını ileri sürmüştür. Onu ve benzerlerini kastederek, bâzılarının ağızlarını kapatmasını öğrenmeleri gerektiğini de ifâde etmiştir. Gillon’a hitâben şunları söylemektedir: ”Devâsâ bir yanlış yapıyor ve İsrail’i kabûl etmeyeceği felâkete sürüklüyorsun. Bâzı insanlar affedersiniz demeyi bilmiyorlar. Özür dileyecekleri yerde bize ders vermeye kalkışıyorlar.” Feiglin, Gillon’u Oslo antlaşmasının mimarlarından birisi olarak karalıyor ve onun yüzünden Gazze’den çekildiklerini ve Hamas’ın roketleriyle yüzleştiklerini ifâde ediyor. Kendilerini kundakçı olarak tanımlamasına içerleyen Feiglin buna mukâbil Gillon’ın bütün İsrail’i ateşe attığını ileri sürüyor (4).

Burada Carmi Gillon’ın sarfettiği Mesiyanik (Mesihçi) politikalardan Mesih-i Deccal’ı kastettiği varsayılabilir. Buna mukâbil, onun literatüründe İsa-Mehdi ikilemesi Yecüc ve Mecüc’e tekâbül etmiş olmasın? Bu takdirde söyledikleri bizim literatürümüze de tekâbül etmiş olur. Asabiyetiyle Yecüc ve Mecüc olarak gördükleri, gerçekte kutsalları ayaklar altına alınmış Müslümanlardan başkası değil.

1- http://ipost.christianpost.com/news/is-libya-today-in-bible-prophecy-10158/
2- http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/06/ortadogu-dosyasi-yecuc-ve-mecuc-ortadoguda-is-basinda/
3- http://İslâmmemo.cc/akhbar/arab/2014/12/01/219162.html
4- http://www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/188034

Yorum Eklemek için Tıklayın

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Göster Mustafa Özcan

Cezayir’de Keşf-i Kadîm’e/Köklere Doğru Yolculuk!

Yediulya11 Şubat 2017

İslâm Birliğine Giden Çileli Yol!

Yediulya7 Şubat 2017

Mustafa Özcan

Yediulya20 Ocak 2016

Mustafa Özcan

Yediulya7 Aralık 2015

Mustafa Özcan

Yediulya6 Kasım 2015

Mustafa Özcan

Yediulya9 Eylül 2015

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya