Es’ad Erbilî (k.s.) Hazretleri

Alemdar

“Ümid-i âfiyet besle mi bu cân yârdan hâşa
Saçar oldukça gözden ol nigâr-ı gülizâr ateş.’’
Bu can sağlık sıhhat ümit eder mi yardan hâşa
O gül bahçesinin güzeli gözlerden ateş saçar oldukça.

Allah Teâlâ’ya aşkı, Habîb-i Kibriya’ya muhabbeti, mahlûkâta şefkati onda bulursunuz. “Ne dârım var benim Es’ad ne de meyl-i diyârım var Cemâl-i yârdan başka diğer bir intizârım yok” Ne evim ne barkım ne de vatan hasretim var. Allah Teâlâ’nın Cemâl’inden başka bir isteğim yok. Aşkın müntehâsını ifâde eden beyti şudur. Âdeta bu mısralarda naz ve niyâzını duyuyoruz. Sanki Rabbimizden dünyâda iken müjdelenmiş, korku ve hüzünden sâlim olmuş, melekler tarafından tebşir olunmuştur. Aşk öylesine gönlünden taşmış ki meydan okuyor âleme âdeta. Yansa da yakılsa da yakan O değil mi? Daha dünyâda iken yanmış, O’nun yanacak nesi kalmış? Burda korkanı orada korkutmaz. Burada korkmayanı orada korkutur Mevlâ. Bir ömür hasretiyle yandığı Mevlâ yakar mı O’nu? Âşıklardan birinin gönlüne, âhiret endişesi düşünce nidâ gelir Rabbimizden: “Biz Zât’ımızdan korkanı hiç korkutur muyuz?” “Etme vaiz nâr-ı düzahtan hikâyet dinlemem, Olduğu için mazhar-ı esrâr-ı esmâ gönlümüz.”

‘’Tecellâyı cemâlinden habîbim nev-bahar ateş Gül ateş, bülbül ateş, sünbül ateş hah u har ateş” Güzelliğinin tecellisinden sevgilim ilkbahar ateş Gül ateş, bülbül ateş, sümbül ateş, diken ateş “Şua-ı afitâbındır yakan bilcümle uşşâkı Dil ateş, sîne ateş hem dü çeşm-i eşkibar ateş “ Güneş gibi parlak yüzünün ışıklarıdır bütün âşıkları yakan Gönül ateş, sîne ateş ve her iki gözümden akan yaşların hepsi ateş “Hayâli şem-i ruyinle aceb mi yansa cân u dil? Nigârım gel de gör kalbimde ateş âh u zâr ateş.” O güneş yüzünün hayâliyle acaba yanar mı bu ruh ve gönül Güzelim gel de gör kalbimde ateş, âhuzârımda ateş. “Ümid-i âfiyet besle mi bu cân yârdan hâşa Saçar oldukça gözden ol nigâr-ı gülizâr ateş.’’ Bu can sağlık sıhhat ümit eder mi yardan hâşa O gül bahçesinin güzeli gözlerden ateş saçar oldukça. Efendimiz’e (sav) bitmez muhabbetini şöyle ifâde eder. “Gönül nûr-ı cemâlinden habîbim bir ziyâ ister Gözüm hâk-i rehinden ey tabîbim tûtiyâ ister” Ey sevgilim, gönül senin güzelliğinin nûrundan bir ışık ister. Ey tabîbim, gözüm senin yolunun toprağından sürme ister.

Mahlûkâta olan şefkat ve merhametini ifâde eden en güzel beyti de şudur: “Ne yerden kârbân-ı gam geçer olsa konar bende. Belâ râhında şimdi bir mu’ayyen menzil oldum ben.” Nereden gam, üzüntü kervanı geçecek olsa bende konaklar. Ben şimdi belâ yolunda bilinen bir menzil, konak oldİki kişinin, inanca aykırı sözlerine şâhid olunca, “Kenzül İrfan” kitabını hazırlar. Bin bir Hadîs-i Şerîf’i içeren muazzam bir eseri kaleme alır. Sorulan sorulara verdikleri cevap, “Mektubat” adını alır.

İlâhî aşkın galebesiyle yazdığı şiirler, “Divan-ı Esad” adıyla basılır.

“Tevhid Risâlesi”, fenâfillâh, bekâbillâh mevzularını ele alır. “Allah Teâlâ’nın Zât’ından başka her şey yok olacaktır.” (Kasas, 88.) Âyet-i Celile’sini ruhlara işler.

“Risâle-i Esadiyye” adıyla neşrolunan kitapçığı, hacmen küçük, ama mânen çok büyüktür. Evrâdı ezkârı, râbıtayı, rûhâni alâkayı, mürşid-i kâmilin vasıflarını, halledilmeyen sorunları bu risâlede bulursunuz. “Fâtihâ-i Şerîfe” adlı eser, Fâtihâ’nın sırlarını ve iblisin hilelerini kaleme alır.

Amel defterini kapatmayacak işlerden biri de, ilminden istifâde edilen kimselerdir. İrfan bahçesinde yetişen, ma’rifet ağacında bülbül olup şakıyan Sâmî Ramazanoğlu (ks) eser olarak takdim edilmez mi? Kemal Edip Kürkçüoğlu’nun şiiri, buna ne güzel misâldir:

Elbet bırakır öyle bir er böyle halîfe. Ashâb kadar hâdim olur Şer’i şerîfe. Her sohbeti bir zûbde-i ahkâm-ı münife. Sorsan kime mazhardır “O” der ism-i Lâtif’e. Hayru’l-halef-i Es’ad-ı dergâh-ı Kelâmî. Fahrû’l-urâfâ bedr-i hafâ Hazret-i Sâmî. Etmiş ona Hakk pâye-i irfânı emânet. Sermâye-i pür kıymet îmânı emânet. Ahmed Ağa etmiş ona yârân-ı emânet. Kılmaz mı erenler güher-kâni emânet. Hayru’l-halef-i Es’ad-ı dergâh-ı Kelâmî. Fahrû’l-urâfâ bedr-i hafâ Hazret-i Sâmî.

Danimarkalı Carl Wett, ona hayranlığını anlata anlata bitiremez. Esad-ı Erbilî Hazretlerinden nefsi sorar. Pîr Efendimiz şu cevâbı verir: Gözünün birini kapatır. Diğerinin önüne de küçük bir ağaç yaprağı tutar. “Bakmakta olduğun dağı göremedin, işte nefis, büyük hakikatleri insana göstermez” buyurur.

Mübârek kollarını, Anadolu’nun dışına taşmış vaziyette görür meczûbîn. Anadolu, Bulgaristan, Bosna ve Arnavutluk içinde dağılmış hâlde kırk kadar halîfesi ve yüz binden fazla mürîdi vardı.

İlmiyle âmil bir kutb-u Âzam’dı. Fatih Camii’nde Hafız Divanı ile Molla Cami’nin Lüccet-ül Esrar kitabını okuttu. Devlet ricâli tarafından da çok ilgi gördü. Her kesimden sevenleri vardı. 1914 yılında önce Meclis-i Meşâyıh üyesi, Meclis-i Meşâyih reisi Elif Efendi’nin istifâsı üzerine de başkanı oldu.

Mektubat’ın son bölümlerindeki duâlarında, iki husûsu vurgular. Bu devirde bulunan, parlak zekâ ve temiz fıtratları inkâr olunmayan ihvânımızın nurlu düşüncelerini, Şerîat ve tarîkatin hayat bahşeden suyu ile sulasın. Vücud şehirlerini tatlı sularla kandırsın. Tren yolunun, ray demirlerinden birini Şerîat, diğerini Tarîkat olarak beyân eder. Bu vücûdu da, Hak Teâlâ’ya giden vagon olarak kabûl eder.

Terakkînin, evrad ve ezkâra riâyetle, iki hususa ehemmiyet göstermekle temin edileceğini ifâde eder. Birincisi, “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allâh’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allâh’ın azâbı çetindir.” (Haşr, 7) Âyet-i Celîle’siyle, Şer-i Şerîf’e sımsıkı tutunmaktır. Hadîs-i Şerîf’de: Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allâh’ın Kitâbı ve Resûlü’nün sünneti.

İkincisi, “Ey îmân edenler, Allah’dan korkun. Bir de saadık olanlarla berâber olun” (Tevbe. 119.) Âyet-i Kerîme’sine göre, Râbıta-i Şerîfe’ye ehemmiyet göstermektir. Şehâdet şerbetini içen Pîr Efendimizin, şefaatlerine mazhar olma ümîdiyle.

Alemdar

Bu yazı Yenidünya Dergisi 2014 Mart Sayısında Yayınlanmıştır.

Daha Göster Alemdar

Miraç Kandili Programı

Yediulya13 Nisan 2018

Üç Aylar

Yediulya19 Mart 2018

Gönüllü Askerlik Başvurusu

Yediulya2 Mart 2018

Duâya Davet

Yediulya23 Şubat 2018

Kutbu’l-Âktab: “Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)”

Yediulya12 Şubat 2018

Kalkınmanın Esasları

Yediulya12 Şubat 2018

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya