Çocuklar Sağını Solundan Ayırt Edince Namazla Emrolunmalıdırlar

Âhirette kişinin hesâba çekileceği ilk amelin namaz olacağını açıklayan Peygamberimiz (sav),1 büyük günün hesâbına insanın çocukluk dönemiyle berâber hazırlık yapmasını istemiş ve ebeveynlere şu tâlimâtı vermiştir: “Çocuklarınız yedi yaşına geldiklerinde onlara namazı emrediniz…”2 Hattâ bâzı rivâyetlerde çocukların sağlarını sollarından ayırt etmeyi kavradıkları anda namazla emredilecekleri belirtilmiştir.3 Peygamberimiz (sav), sabah namazlarında çocukların seslerini duyunca cemaate kıldırdığı namazlarını daha hafif tutmuştur.4 Bu olay sahabe hanımlarının, çocuklarını alıştırmak için namaza getirdiklerini gösterir.

Sahabenin âlimlerinden İbni Abbas, küçük çocukların ana-babaları tarafından sabah namazına kaldırılacaklarını, velev ki bir secde bile olsa yaptırılacaklarını söylemiştir.5 Erken yaşta Allah Teâlâ’ya secde etmeyi öğrenen çocuklar, ileri yaşlarda başkalarına secde etmekten ve tâğutlara itâatten de kurtulurlar. Peygamber Efendimiz (sav), kızı Fâtıma büyüyüp evlendikten sonra bile yakınlarında bulunan evlerine giderek onu ve eşi Hz. Ali’yi (k.v.) gece namazına uyandırmıştır.6 Kızı Fâtıma’ya (r.anha); “Ey Fâtıma! Secdeyi çok yap. Zîrâ bir insan Allah Teâlâ’ya secde ettiği zaman, her bir secdesine mukabil Allah Teâlâ onun derecesini yükseltir.”7 buyurmuştur. Ayrıca bütün babalara Peygamberimiz (sav) şu emri vermiştir: “Çocuklarınızın namazı devamlı kılmalarını sağlayın.”8 Bu örnekler babaların, çocuklarına evlilik öncesi ve sonrası bile yakın ilgi göstermelerinin ve namaza teşvik etmelerinin gerekliliğine sünnetten delillerdir. Özellikle evlendikten sonra; “Ne yapalım, evlendi gitti. Namazına artık karışamayız” anlayışı Müslümanca bir tutum değildir. Sünnete aykırı bir tarzdır.

Önemine binâen çocuklar nasıl namazla erken dönemde emredilmişlerse; Peygamberimiz (sav) vefâtı yaklaştığında, nefes alıp vermekte zorlandığı son ânında bir ara kendine gelip ümmetine şu nihâî vasiyeti yapmıştır: “Namazlarınızı vaktinde kılarak itinâ gösterin, aksatmayın ve emriniz altında çalışan kişilerin hukuklarını koruyun; onlara haksızlık yapmayın.”9 Peygamberin (sav) bu son sözleri Müslümanların zihinlerinde canlılık bulması gerekirken, beş vakit namaz kılanların sayılarının düşüklüğü realitenin böyle olmadığını göstermektedir. Netîcesine katlanmak kaydıyla herkes davranışlarında serbesttir. Ama unutmayalım ki namaz Peygamberimiz’in (sav) ümmetine en son vasiyetidir.

Gerek çocukların namazla emredilmeleri, gerekse Peygamber Efendimizin (sav) namazın edâsı ile ilgili vasiyeti namazı terk etmenin ağır yükümlülüğünü hatırlatmaktadır. Şu olay namazın önemini ortaya koymaktadır: “Adamın birisi gelmiş ve “İslâm’a girdikten sonra Allah katında en sevimli amel hangisidir?” demiş, Rasûlullah (sav) o kişiye şu cevâbı vermiştir: “Vaktinde kılınan namazdır. Kim ki bilerek namazı terk ederse onun dîni yoktur, çünkü namaz dînin direğidir.”10 “Sahabe, Resûlullah (sav)’den böyle öğrendiği için, namazı terk etmenin dışında bir ameli terk etmeyi küfür olarak görmemişlerdir.”11 Hz. Ömer (r.a.) de bu anlayışın bir yansıması biçiminde şöyle demiştir: “Namazı terk eden bir kişinin İslâm’dan (zerre kadar) nasîbi yoktur.”12 “Namazı hafife alan ve ona gereken değeri vermeyen İslâm’ı da hafife alıyor ve ona değer vermiyor demektir. Bir insanın İslâm’dan nasîbi, namazdan aldığı nasip kadardır. İslâm’a olan rağbeti de namaza olan rağbeti kadardır.”13 sözü de yine Hz. Ömer (r.a.)’e âittir. Sahabeden Hz. Ömer, Hz. Abdurrahman b. Avf, Hz. Muaz b. Cebel, Hz. Ebu Hureyre vb. (r.anhüm); ‘farz olan bir vakit namazı zamânında bilerek kılmayan kâfirdir, mürteddir’ sonucuna varmışlardır.14 Bu ve benzeri rivâyetler aslında ağır değildirler. Kur’ân’daki yüze yakın âyetin tefsirleridirler. Fakat namazı devamlı veya hiç kılmayan zevat, bu rivâyetleri aşırı bularak nakleden kişilerle polemiğe girmektedirler. Bu hadisleri nakledenleri tekfircilikle suçlamaktadırlar. Bu polemiklerinin temelinde empati ve korku vardır. Namaz kılmaya başlamak yerine hadislerle polemiğe girmek her şeyden önce Müslümanca bir tavır değildir. Bu hadisler rivâyet edilmese bile ilâhî hükümden kurtulmak mümkün değildir. Nebevî ifâdede namaz; kişi ile küfür arasındaki perdedir. Namazı terk eden perdeyi kaldırmış olur.15

Dr. Mehmet Sürmeli

Dipnotlar
1 Ahmed, Müsned, c. IV, s.104.
2 Ebu Davud, Salat, C.I, s. 334.
3 Abdürrezzak, Musannef, c. IV, s. 153; Ahmed, Müsned, c. I, 335; Ebu Davud, 2, Salat, 26, had.no: 497, c. I,s. 335.
4 Heysemi, Mecmauz-zevaid, c.II, s.74.
5 Abdürrezzak, Musannef, c. IV, s. 154.
6 Heysemi, Mecmauz-zevaid, c.II, s. 263.
7 Ahmed, Müsned, c. III, s. 428.
8 Abdürrezzak, Musannef, c. IV, s. 154.
9 Ahmed, Müsned, c. I, s. 78; Ebu Davud, 35, Edep, 133, had. no: 5156, c.V, s. 359;İbni Mace, Vesaya, I, had. no: 2697-8, c. II, s. 900.
10 Acluni, Keşf’ü-l Hafa, c. II, s. 31.
11 Tirmizi, 9, Salat, had. no: 2622, c. V, s. 14; Hakim, Müstedrek, c. I, s. 48.
12 Abdürrezzak, Musannef, c. III, s. 125.
13 İbni Kayyim, Şemsüddin muhammed b. Ebî Bekir, es-Salatü ve Hukmü târikihâ, s.19.
14 İbni Kayyim, Şemsüddin muhammed b. Ebî Bekir, es-Salatü ve Hukmü târikihâ, s. 36.
15 Ebu Davud, 34, Sünnet, 15, had. no: 4678, c.V, s. 58.

Daha Göster Dr. Mehmet Sürmeli

Kelime-i Tevhîdin İnsan Hayâtına Etkileri

Yediulya5 Mayıs 2017

Bir Devrimdir KELİME-İ TEVHİD 

Yediulya10 Mart 2017

Geceleri Kâim Olmayanlar Gündüzleri Kıyâm Edemezler

Yediulya6 Şubat 2017

Müslümanlar Gece Namazlarıyla Ruhlarını Takviye Ederler

Yediulya21 Kasım 2016

Dr. Mehmet Sürmeli

Yediulya3 Şubat 2016

Dr. Mehmet Sürmeli

Yediulya14 Ocak 2016

Ali Ramazan Dinç Efendi 'nin Resmi Web Sayfası

Saâdet Asrına Yolculuk

Kategoriler

Copyright © 2014 Yediulya