kodeforest

ALTIN SİLSİLE

Doğumu: Medine, H. 83 / M. 702

Vefâtı: Medine, H. 148 / M. 765

Şemâili

Güzel yüzlü, tatlı sözlü, başı büyükçe, bedeni nûrlu idi. Ten rengi beyazla kırmızı karışımı pembemsi idi. Hazreti Ali’nin torunu idi. Ona çok benzerdi.

***

Künyesi, Hazreti Ali oğlu, Hazreti Hüseyin’in oğlu, Zeyne’l-Abidin oğlu, Muhammed Bâkır oğlu Câfer-i Sâdık Hazretleri’dir. Annesi, Hazreti Kâsım’ın kızı idi. Yani aynı zamanda Kâsım’ın torunu idi. Baba tarafından Hazreti Ali’ye, ana tarafından Hazreti Ebû Bekir’e varan nesebe sahipti

İlmi, zühdü ve takvâsı yüksekti. Tâbiîn ve ondan sonrakiler arasında yedi meşhur fakîhten biri idi.

Şerîat, tarîkat, mârifet ve hakîkat mertebeleri içinde kâmil idi. Zamanının bütün müsbet ilimlerine vâkıf, hakikaten fizik-kimya ve bunların tatbikatı olan fen kollarında üstat idi. Yetiştirdiği talebeler matematik ve kimya ilimlerinde keşifler yapmışlar, bunların ilmini kurmuşlardır.

Maddeye vukufu ve ona tasarrufu ve müsbet ilim kanunlarına muvafık hareketi kemâl halinde idi. Herkesin akıl ve ilim hocası idi. Mezheb imamı İmâm-ı Âzam onun terbiyesinde yetişmişti. İmâm-ı Âzam’ın pederi Sâbit, vefat ettiğinde, annesi Câfer-i Sâdık Hazretleri ile evlenmiş, böylece İmâm-ı Âzam, Câfer-i Sâdık’ın oğulluğu olmuş ve nezdinde yetişmiştir. Bir gün Hazreti Câfer, Nûman (İmâm-ı Âzam)’a sormuş:

  •  Akıl nedir? Nûman cevâben:
  •  Hayır ile şerri temyîz eden (ayıran) melekedir.
  •  Onu atlar bile temyiz eder. At, sahibi yanına gelirken ot mu getiriyor, yoksa kırbaç mı vuracak, bilir.

Nûman bunu duyunca zihni altüst olur, şaşırıp kalır. Bunun üzerine Câfer-i Sâdık:

  •  Akıl; iki mühim hayır zuhur ettiği zaman hangisinin daha hayırlı olduğunu temyîz eden melekedir, buyurur.

Nûman bu tariften pek hoşlanır.

Hazreti Câfer’in takvâ, fikir, his ve ahlâktaki sebâtı ona “Sâdık” lakabını verdirmiştir.

Zamanının Abbâsî halifesi Ebû Câfer Mansur onunla istişare eder, öğütlerini tutardı.

İslâm’ın eşya ve hâdiselere hâkim olma devresinde, ferde ve cemiyete istikamet vermekte, Hakk’ı, hakîkati telkinde mürşid-i kâmildi. Câfer-i Sâdık Hazretleri, kavmi ve akrabaları ile çok meşgul olur, onlara güzel öğütler verirdi.

***

Bir gün bir ırmak kenarında bulunurlarken kendisine ihlâsla teslimiyeti olan bir zât ırmağa düşer:

  •  Câfer! Câfer! diye bağırarak imdâd ister ve suyun dibini bulur. Boğulurken birden kurtulur. Câfer-i Sâdık:
  •  Ne oldu? diye sorar. Adam:
  •  Câfer, dedim battım; Allah dedim kurtuldum, deyince Câfer-i Sâdık:
  •  Bu hali muhafaza et. Gerçek yardım dileme budur, buyurur.

 

***

Sözleri:

  •  Gelin birbirimizi uyandıralım. Doğru Hakk’a gidelim, bey’at edelim, şefâat kılalım.
  •  Mûtî(itaatkâr olan), ucbe düşerse(kendini beğenirse) âsî olur.
  •  Âsî, tövbe ederse mûtî olur.
  •  Tövbe ibâdetten öncedir.
  •  Beş kişinin arkadaşlığından sakının: Yalancının, ahmağın, cimrinin, mürüvvetsizin(kötü kalpli) ve fâsığın (günahkarın).

***

Silsilede emâneti, anne tarafından dedesi olan Hazreti Kâsım b. Muhammed’den almıştır. “Pürfeyz” olarak da anılır.

Bu Makaleye Yapılan Yorumlar

Yorum Yazın

Gönder