kodeforest

ALTIN SİLSİLE

Doğumu: Semmas ?

Vefatı: Semmas, H. 755 / M. 1354

Şemâili

Orta boylu, gökçek yüzlü, esmer tenli idi. Nûrlara mazhar olduğu yüzünden belli olurdu. Tesirli bir bakış, keskin bir görüş, derin bir hissedişe sahipti.

***

Künyesi, Buhâra’ya üç mil mesâfede Simas’dan Hâce Muhammed Baba’dır. Hâce-i Azîzân Ali Râmitenî Hazretlerinin ömrü boyunca hizmetinde bulunmuş, hatta Buhâra’dan Harzem’e hicrette bulunduğunda yanından ayrılmamış, muhitine ve kendisine büyük faydalar sağlamış, ihvan içinde namlı bir halîfe olmuştur.

Bahçesinin ağaçlarını kendi budardı. Çok uyanıktı. Bu hizmetleri esnasında bazen hâl galebe eder, bıçak elinden düşerdi. Genellikle müridlerini kendi bulurdu.

Bir gün Emir Külâl pehlivanlar meydanında güreşirken Hazret oradan geçer ve bir nazarla onu mânevî meydana cezbeder. Emir Külâl kısbeti soyunur, elbisesini giyer, Hazretin peşinden gider, hizmete girer ve ileride Bahâuddîn Nakşbend’i yetiştirecek kuvvette bir er olur. Nakşbend’i buluşu da şöyle olmuştur:

Muhammed Baba Semmâsî Hazretleri beraberindekilerle birlikte Bahâeddîn’in ebeveyninin evi civarından geçerken:

  •  Bu topraktan tarîkata önder olacak irfan ve hizmet meydanı erinin kokusu geliyor, buyurur.

Bir müddet sonra bir gün yine oradan geçerken:

  •  Size evvelce buradan geçerken bahsettiğim irfan erinin kokusu ziyadeleşti. Galiba o merd-i ârif doğmuş olmalı, buyurduğunda mürîdan eve teveccüh ederken evden de şeyh efendinin geçtiğini görenler üç gün evvel doğan Bahâeddîn’i kundak içinde Hazrete duâsını almak üzere getirirler.

Muhammed Baba Semmâsî Hazretleri:

  •  Bu bizimdir. Onu manevî evlatlığa kabul eyledik. Aylarca evvel kokusunu aldığımız, ileride din ehlinin uyacağı, tarîkatımızın önderi olacak zât budur. Bu ev kasr-ı ârifân (ârifler kasrı) olacaktır. Ya Emir Külâl! Bu kundak içindeki oğlum Bahâeddîn’i sana havale ediyorum. Zâhir ve bâtın terbiyesi sana tevdî edilmiştir. Sakın bu hususta kusur etmeyesin! buyurdu.

Hazretin en büyük halifesi olan Seyyid Emir Külâl de;

  •  İnşaallah emirlerinizi tutmaya sa’y ü gayret edeceğim efendim, diyerek söz verdi ve bu sözünü yerine getirmede kusur etmedi.

Muhammed Bahâeddîn anlatıyor:

Evlenme çağına geldiğimde, dedem beni Hâce Muhammed  Baba Semmâsî Hazretlerine gönderdi. Huzuruna çıkmadan bir gün evvel gece kalbimde bir niyaz ve tazarru fikri peyda olup Hâce Hazretlerinin camiine girdim. İki rekat namaz kıldıktan sonra; “İlâhî! Senin belâlarına sabretmeye kuvvet ve muhabbet-i Rabbânîyeden de zuhur edecek mihnetlere tahammül ve tâkat ver!” diye dua ettim. Sabahleyin Hazretin huzuruna çıktığımda birden:

  •  Ey oğul! Duayı, “Yarabbi! Rızâ-yı İlâhiyen ne şeyde ise, bu zayıf kulunu o şeyde bulundur!” diye etmelidir. Eğer Cenâb-ı Mevlâ, hikmet-i kâmilesi gereği dostuna belâ gönderirse, yine inâyet-i celîlesi ile o dostuna tahammül kuvvetini de ihsan eder. Yoksa kulun kendi ihtiyarı ile belâ talebinde bulunması küstahlıktır!” buyurarak o geceki belâ ve tahammül isteğimi keşfederek beni îkâz  ettiler.

Hâce Muhammed Baba Semmâsî Hazretleri dört büyük halife yitiştirmiştir: Hâce Sofi Suhârî, Hâce Mahmud Semmâsî (kendi oğlu), Hâce Dânişmend ve Hâce Seyyid Emir Külâl hazarâtı.

***

Sözleri:

  •  Fâidesiz havâtırdan (duygulardan) kalbi muhafaza etmek lâzımdır.

Silsilede emâneti Hâce-i Azîzân Ali Râmitenî Hazretlerinden almıştır. “Şems-i Hakk” diye anılır.

Bu Makaleye Yapılan Yorumlar

Yorum Yazın

Gönder