kodeforest

ALTIN SİLSİLE

Doğumu: Gazne-Çerh ?

Vefatı: Tacikistan-Düşenbe, H. 851 / M.1447

 

 

Şemâili

Orta boylu, beyaz tenli, güzel yüzlü, beyaz ve seyrek sakallı idi. Mübarek alnında ben vardı. Zâhir ve bâtın ilimlerine vâkıf; maddî, mânevî rumuz ve işâretlere âgâh idi.

***

Gazne’nin Çerh köyünde doğan Hâce Yakûb ilk tahsilini Herat’da, yüksek tahsilini Mısır’da yaptı. Mânevî tahsilini Buhâra’da tamamladı. Şöyle ki: Mısır’da zâhir ilimlerini tahsil ederken içini bir cezbe-i Rahmânî kapladı. Kalktı Buhâra yolunu tuttu. Yolda bir meczûbla karşılaştı. Meczûb:

  •  Ey Yakûb! Adımlarını hızlı at, kabul edilecekler zümresine girmenin zamanı geldi! dedi ve Şâh-ı Nakşbend’in huzuruna varmasına işaret etti.

Hazretin huzuruna geldiğinde aralarında şu konuşma geçti. Yakûb:

  •  Beni hizmetinize kabul buyurup ders tâlim eder misiniz efendim?
  •  Gidilecek zamanda mı gelinir?
  •  Gönlünüzün bir köşesinde bize bir yer lütfetmez misiniz?
  •  Ne yüzden?
  •  Siz ulu bir kişisiniz. Herkesin makbûlüsünüz.
  •  Ya herkesin makbûlü olmak şeytânî bir hâl ise?
  •  Size bir hadîs-i şerîf ile cevap vereyim: “Allah bir kulunu dost edinmek isterse onu herkese sevdirir (makbul eder).”
  •  Güzel… O halde istihâre edelim.

Ederler. Yakûb Çerhî diyor ki:

“O gece gözüme uyku girmedi. Acaba kabul olunmazsam hâlim nice olur, diye sabaha kadar endişeler içinde kıvrandım durdum. Sabahleyin mahcup ve kederli bir şekilde huzura vardım. Hazret tebessümle:

  •  Kabul olundun, gel! buyurdular ve dersimi vererek Hâce Alâeddîn Hazretlerine havâle ettiler.”

Yakûb diyor ki:

“Şimdiye kadar okuduğum ilimlerin şer’î tatbikini, öğrendiğim güzel ahlâkın nefsimde yaşanmasını ve mânevî hallerin seyir ve tekâmülünü ondan öğrendim. Hak yolun bu yol olduğunu anladım, elhamdülillah.”

***

Allâme Seyyid Şerîf Cürcânî, genç yaşta üstâdı allâme Teftazânî’ye devam ederken aynı zamanda Hâce Yakûb Çerhî Hazretlerine intisâb ediyor. Seyyid Şerif Cürcânî Hazretleri, Hâce Yakûb Çerhî Hazretlerine sadâkat ve teslimiyeti sâyesinde feyz alıyor ve Teftazânî’nin dersinde iken kendisine üstâdı tarafından tevcîh edilen sualleri üstâdından daha ileri durumda cevaplandırıyor. Bundan kuşkulanan Teftazânî Hazretleri işin hakîkatini araştırınca, talebesi Seyyid Şerif Cürcânî’nin Hâce Yakûb Çerhî Hazretlerine intisâb ettiğini öğreniyor. Bir müddet sonra gidip kendisi de intisâb ediyor, zâhirî ve bâtınî ilimlerde daha fazla ilerleme imkânı buluyor.

Allâme Teftazânî, maârif-i İslâmiyye’de yeni bir devir açmış olmakla ondan evvelkilere mütekaddimîn, ondan sonrakilere müteahhirîn denilir. Tefsir, fıkıh, akâid ve diğer İslâmî ilimlerde eserleri vardır. Seyyid Şerîf Cürcânî’nin de bu ilimlerde elli kadar eseri mevcuttur.

***

Hâce Yakûb Çerhî (k.s), her türlü kemâlâtı nefsinde cem etmiştir.

Silsilede emâneti Hâce Alâeddîn Attâr Hazretlerinden almıştır.  “Kutb-ı Dîn” diye anılır.

Bu Makaleye Yapılan Yorumlar

Yorum Yazın

Gönder