kodeforest

ALİMLER MECLİSİ

ALLÂH’IN (CC) HZ. MERYEM ALEYHİNDE

KONUŞANLARA VERDİĞİ KARŞILIK

 

 ALLAH, HZ. MERYEM’İ TÜM ÂLEMLERİN KADINLARINA ÜSTÜN KILMIŞTIR

Hz. Meryem, hayatının her anında, yaptığı her işte Allâh’a yönelen, Allâh’ın ismini yücelten, Rabbimiz’e yürekten bağlı, samimi bir mümindir. Allah, İmran ailesini âlemlere üstün kıldığı gibi, bu aileye mensup olan Hz. Meryem’i de seçmiş, onu en güzel şekilde yetiştirerek tüm kötülüklerden arındırmış ve onu âlemlerin kadınlarına üstün kılmıştır. Allah Kur’ân’da Hz. Meryem’in bu üstünlüğünü şöyle bildirmektedir:

Hani melekler: “Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve âlemlerin kadınlarına üstün kıldı,” demişti. “Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rükû edenlerle birlikte rüku et.” (Âl-i İmrân, 42-43.)

ALLAH HZ. MERYEM’İN İFFETİNİ MÜSLÜMANLARA ÖRNEK GÖSTERMİŞTİR

Hz. Meryem de ailesi gibi, yaşadığı toplumda Allâh’a (cc) olan bağlılığı, ihlası ve samîmiyeti ile tanınan bir kişidir. Allah, onun Kendisi’ne ‘gönülden bağlı olanlardan’ olduğunu bildirmektedir.

Hz. Meryem’in çevresindeki insanlar arasında bilinen bir başka özelliği ise, ‘ırzını korumuş olması’ yani iffetine olan düşkünlüğüdür. Allah, Hz. Meryem’in bu üstün ahlakını Kur’ân’da şöyle haber vermektedir:

İmran’ın kızı Meryem’i de (Allah örnek verdi). Ki o kendi iffetini korumuştu. Böylece Biz ona Ruhumuz’dan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim, 12.)

İffetini koruyan (Meryem); Biz ona Kendi Ruhumuz’dan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. (Enbiya, 91.)

Hz. Zekeriya’nın da şahit olduğu gibi, Allah, Hz. Meryem’in hayatının çeşitli dönemlerinde pek çok mucizevi olay yaratmıştır. Bunlardan biri de, Hz. Meryem’in Cebrail ile görüşmesi olmuştur. Hz. Meryem, hayatının belirli bir döneminden sonra yaşadığı toplumdan ve ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiştir. İşte Cebrail ile görüşmesi de bu dönemde burada gerçekleşmiştir. Allah Kur’ân’da Cebrail’in, Hz. Meryem’in karşısına ‘düzgün bir insan’ görünümü içerisinde çıktığını bildirmiştir:

Kitap’ta Meryem’i de zikret. Hani o ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti. Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona Ruhumuz (Cibril’i) göndermiştik, o da düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. (Meryem, 16-17.)

Allah, Hz. Meryem’e hurma yemesini vahyederek, hurmada bulunan faydalı vitamin ve minerallere dikkat çekmiş olabilir.

Hz. Meryem, karşısındaki kişinin Cebrail olduğunu bilmediği için, yabancı biriyle karşılaşmasından dolayı hemen Allâh’a sığınmış ve “Gerçekten ben senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma).”(Meryem, 18.) sözleriyle, kendisinin Allah’tan korkan, iman eden bir mümin olduğunu ifade etmiştir. Söylemiş olduğu bu sözler, Hz. Meryem’in güçlü Allah korkusunu, iffetine olan düşkünlüğünü ve ne kadar takva sahibi bir insan olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Hz. Meryem bu konuşmasıyla, sadece kendisinin Allah’tan sakınan bir kimse olduğunu ifade etmekle kalmamış, ‘eğer takva sahibiysen bana yaklaşma’ sözleriyle, aynı zamanda karşısındaki kişiyi de Allah’tan korkup sakınmaya davet etmiştir.

Cebrail ise onun bu sözleri üzerine, “… Ben yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım).” (Meryem, 19.) diyerek Hz. Meryem’e kendisini tanıtmıştır. Kendisinin Allâh’ın bir elçisi olduğunu ve ona Allah’tan bir müjde ile geldiğini bildirmiş ve şöyle demiştir:

Hani Melekler, dediler ki: “Meryem, doğrusu Allah Kendisi’nden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ‘seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allâh’a) yakın kılınanlardandır.” (Âl-i İmrân, 45)

Hz. Meryem ise, “Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken” (Meryem, 20.) sözleriyle Cebrail’e kendisine bir insan dokunmadan nasıl çocuğu olabileceğini sormuştur. Cebrail, Allâh’ın gücünün herşeye yeteceğini, bir şeye sadece ‘Ol’ demesiyle onun hemen oluvereceğini bildirmiştir:

“Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl bir çocuğum olabilir?” dedi. (Fakat) “Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse yalnızca ona “Ol” der o da hemen oluverir.” (Âl-i İmrân, 47.)

“İşte böyle” dedi. “Rabbin dedi ki: -Bu Benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve Biz’den bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır).” Ve iş de olup bitmişti. Böylelikle ona gebe kaldı sonra onunla ıssız bir yere çekildi. (Meryem, 21-22.)

Hz. Meryem, kendisine hiçbir insan eli değmeden, Allâh’ın dilemesiyle Hz. İsa’ya hamile kalmıştır. Onun hamileliği dünyadaki sebeplerden bağımsız olarak gerçekleşmiştir. Bu hamile kalış şekli, Hz. İsa’nın mucizelerinden biri olmuştur.

Ey insanlar, Allâh’ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allâh’ın dışında bir başka yaratıcı var mı? O’ndan başka İlah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz? (Fatır, 3.)

Hz. MERYEM’İN ISSIZ BİR YERE ÇEKİLMESİ

Allah Kur’ân’ın “Böylelikle ona gebe kaldı sonra onunla ıssız bir yere çekildi.” (Meryem Suresi, 22) ayetiyle, Hz. Meryem’in Allâh’ın dilemesiyle hamile kalmasının ardından ıssız bir yere çekildiğini bildirmektedir.

Allah, hayatının her anında olduğu gibi, bu dönemde de Hz. Meryem’i rahmeti ve korumasıyla desteklemiş, Hz. Meryem’e hamilelik dönemi boyunca psikolojik ve fiziksel açıdan ihtiyacı olabilecek her türlü imkânı yaratmıştır.

Kuşkusuz Hz. Meryem’in hamileliğinin gerçekleştiği bu dönemi ıssız bir yerde geçirmiş olmasının pek çok hikmeti vardır. Allah bu şekilde Hz. Meryem’i, içerisinde bulunduğu mucizevi durumu kavrayamayacak insanların rahatsız edici tavırlarından uzak tutmuştur. Onun bu dönemi en rahat ve en huzurlu şekilde geçirmesini sağlamış, sonrasında ise onun bu durumunu insanlara bir başka mucizevi olayla açıklayarak, Hz. Meryem’in kendisine yöneltilecek tüm iftiralardan en güzel şekilde temize çıkmasını sağlamıştır.

HZ. İSA’NIN DOĞUMU VE ALLÂH’IN HZ. MERYEM’E OLAN YARDIMI

Allah, hamileliği sırasında Hz Meryem’i her açıdan en güzel şekilde desteklemiştir. Çok iyi bakım gerektiren ve hayati riskler içeren bir olay olan doğum esnasında, tıbbi malzemeleri, tecrübeli bir yardımcısı olmayan bir kişinin, yalnız başına bu işin üstesinden gelebilmesi çok zordur. Buna rağmen bu konuda hiçbir tecrübesi olmayan Hz. Meryem, Allâh’a olan bağlılığı ve güveni ile bu zor işi tek başına başarabilmiştir. Şiddetli doğum sancıları içerisinde bir hurma dalına doğru ilerlediği sırada Allah vahiy ile ona yardımını iletmiştir. Allah ona hüzne kapılmamasını, alt yanında onun için bir su arkı kıldığını bildirmiştir. Allah, henüz oluşmuş taze hurmaların dökülmesi için, hurma dalını kendine doğru sallamasını, yiyip içmesini ve gözünün aydın olmasını buyurmuştur. Görüldüğü gibi Allah, ihtiyaç duyduğu her konuda yapması gereken herşeyi bildirerek Hz. Meryem’e yardım etmiş ve bu zor şartlar altında doğumunu en iyi şekilde gerçekleştirmesini sağlamıştır. Allah Kur’ân’da Hz. Meryem’in bu durumunu bize şöyle bildirmektedir:

Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: “Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.” Altından (bir ses) ona seslendi: “Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.” Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.” Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: “Ben Rahman (olan Allah)a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım.” (Meryem, 23-26.)

Allâh’ın Hz. Meryem üzerindeki rahmeti ve koruması, hayatının her safhasında olduğu gibi, bu olayda da açıkça görülmektedir. Bunun yanı sıra Allâh’ın, Hz. Meryem’e ‘hüzne kapılmamasını’, ‘hurma yemesini’ bildirmesinin ve onun yanıbaşında ‘bir su arkı yaratmış olmasının’ pek çok hikmeti vardır. Tüm bu ayetler, doğumu kolaylaştıran pek çok işaret içermektedir. Nitekim Allâh’ın Hz. Meryem’in doğumunu kolaylaştırmak için sunduğu bu nimetlerin, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bugün bilimsel olarak da bilinmektedir.

ALLÂH’IN (CC) HZ. MERYEM ANNEMİZİN ALEYHİNDE KONUŞANLARA VERDİĞİ KARŞILIK

İsrailoğulları, Allâh’ın göstermiş olduğu bu mucizelerle Hz. Meryem’in ve Hz. İsa’nın Allâh’ın üstün kıldığı kimseler olduklarına açıkça şahit olmuşlardır. Allah, kendilerine gösterilen bu mucizevi olaya rağmen, hala Hz. Meryem’e iftirada bulunmayı sürdüren kimseler için BÜYÜK BİR AZAP olduğunu şöyle bildirmiştir:

(Bir de) İnkâra sapmaları ve Meryem’in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri… nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik)… (Nisa, 156-157.)

Bu Makaleye Yapılan Yorumlar

Yorum Yazın

Gönder